kitap özetleri kitap özeti,,roman özetleri,kitap,yeni çıkan kitaplar, romanlar, hikayeler

kitap özetleri kitap özeti,roman özetleri,kitaplar, yeni çıkan kitaplar, romanlar, hikayeler, yazarları,kitap özet ,bedava kitap özetleri, 100 temel eser kitap özetleri,kısa kitap özetleri,ücretsiz kitap özetleri,çocuk kitapları özetleri,roman kitap özetleri,ingilizce kitap özeti, roman özeti,,roman özetleri,kitaplar, ingilizce kitap özeti,

Archive

x

17 Mayıs 2009 Pazar

xx

Labels:

Kitap özetleri

18 Temmuz 2008 Cuma

Kitap özetleri sitemizdesiniz.İyi eğlenceler.

Labels:

Kitap

05 Haziran 2008 Perşembe

Kitap özetleri

Labels:

Acı Tütün - Necati Cumalı

09 Şubat 2008 Cumartesi

Çok umutluydu Urla’nın tütüncü halkı bu yılki tütün fiyatlarının yüksek olacağına inanıyorlardı. Bizim acemi aşık Ferit’ te. Binnaz’la evlenmek için gerekli olacak parayı bütün bir yılını verdiği tütünü satarak kazanacaktı. Eğer tahmin ettiği gibi fiyatlar yüksek olursa ahım şahım bir düğün yapacaktı.

Tütünler ambarlarda, köylüler ise sigara tümanından göz gözü görmeyen kahve köşelerinde bekliyorlardı. Buldukları eski bir radyo ile sabahtan akşama kadar haber bültenlerini dinliyorlardı. Kendi aralarında tahmini fiyatlar belirliyorlar ve sevinçten neredeyse uçuyorlardı. Köyün yaşlıları ise bir köşeye çekilmiş gençlerin haline acır bir tavırla oturuyorlardı.

Piyasanın acılmassına az bir zaman kala tütün eksperleri kasabaya gelmeye başlamışlardı. Onların gelmesi ile birlikte kasabada kısa süreli de olsa bir hareketlenme oldu. Kasaba doktoru’da tütün piyasasına atılmıştı.

Urlaya tayini çıkmasından sonra tütüncülükte iyi para var diyerek bu işe atılır. Doktorun piyasaya atılış sebeblerinden biriside karısının çok paragöz olmasıdır. Sürekli kumar oynayan boşa para harcayan karısından gizli olarak para biriktiriyordu.

Piyasanın acılmasına bir gün kala kasabada fırtınalar kopuyordu. Durum çylesine vahimdi ki kahvedeler artık 24 saat hizmet vermeye başlamıştı. Tütün sahiplerinin hepsinin uykusuzluktan gözleri şişmişti. Son günlerde çıkan birkaç karamsar haber köylünün bütün hayallerini alt üst etmişti. Ortam öylesine gergindiki kırk yıllık arkadaşlar bile en küçük bir laftan alınıyorlardı.

O büyük sabah geldiğinde bütün tütüncüler tekelin önünde toplanmiş tütün fiyatlarının açıklanmasını bekliyorlardı. Tütün eksperi beklenen fiyatları açıkladı. Açıklanır açıklanmaz büyük bir uğultu kopmştu. Eksper beklenen fiyatın yarısını söylemişti. Daha sonra daha önceden hiç planlanmış olmamasına karşın halkta toplu bir ayaklanma oldu. Kimse tütününü satmayacaktı.

Büyük bir direniş doğdu bu direniş öylesine büyüktüki bütün Ege bu dirernişe destek vermişti. Direniş büyüktü ama güçlü değildi. Onlarda biliyordu ki böylesine büyük bir direnişi organize olmadan sürdüremezlerdi.

Bütün Egeliler tütününü satınca bizim Ulalılarda tütünlerini ucuza satmak zorunda kaldılar. Akıllanmışlardı artık en kısa zamanda bir örgüt kuracaklardı. Bu sayade alıcılarla masaya oturup en azından kendi dertlerini anlatabilecek bir kapı bulacaklardı

Labels:

50nci Yaşında İsrail (Israel At Fıfty) Dan PERRY, Alfred IRONSIDE

Kitap, iki Yahudi genç araştırmacı tarafından yazılmıştır. Daha fikir aşamasından başlayarak, İsrail'in kuruluşunun ilk günleri, bağımsızlığını elde ettiği 50 yıl içerisindeki önemli olaylar, ülke için kilometre taşı sayılabilecek dönemler anlatılmaktadır. Kitap, eski başbakanlardan Shimon PERES'in önsözü ile başlamaktadır. Yazdığı önsözde Peres'in şu ifadesi özellikle kayda değer bir cümledir: "Bu kitaptaki fotoğraflar dağlardaki yankılar gibi İsrail'in tüm hikayesini anlatamamaktadır. Ama hepsi İsrail'in varlığının kesin ve şüphe götürmez kanıtıdır."
Önsözü "Bir ülke inşa etmek" isimli ilk bölüm takip etmektedir. Bu bölümde, 1890'lı yılların sonlarına doğru Avrupa'da yaşayan Yahudiler arasında ortaya çıkan kendilerine ait bir vatan elde etme fikirleri anlatılmaktadır. Ayrıca, 1897 yılında İsviçre'nin Basel şehrinde icra edilen Siyonist Kongresi anlatılmaktadır. Bu kongrenin fikir babası babası olarak "Theodor HERZL" kabul edilmektedir. Herzl, "Eğer inanırsan Yahudi ülkesi bir rüyanın ötesinde gerçek olur " cümlesiyle hatırlanmaktadır. Bu bölümde ayrıca bugünkü İsrail'in 1900'lü yıllardaki durumundan bahsedilmektedir. Kitapta kullanılan fotoğraflarla bugün modern şehirlerin yükseldiği yerlerin o yıllardaki hali sergilenmekte, Yahudilerin bu bölgeye yerleştiklerinde zor şartlar altında mücadele vererek elde ettikleri başarılar sık sık ifade edilmektedir. Bu arada yine bu bölümde önemli tarihi anlara ışık tutulmaktadır. Bunlardan bir tanesi 1917 yılında İngiliz Dışişleri sekreteri Alfred J. BALFOUR tarafından Yahudi banker Lord ROTHSCHILD'e yazılan ünlü BALFOUR deklarasyonudur. Deklarasyonun metni "Majestelerinin hükümeti Filistin'de Yahudiler için ulusal bir yer verilmesine olumlu bakmaktadır ve bunu gerçekleştirmek için elindeki tüm imkanları kullanacaktır" demektedir.
İkinci bölüm "Bağımsızlığı Elde Etmek" isimlidir. Bu bölümde dünyanın bir çok yeri 1940'lı yılları İkinci Dünya Savaşının enkazı ile hatırlarken bu yılların Yahudiler için, yok olmanın yanında bağımsızlığın kazanıldığı yıllar anlamına da geldiği ifade edilmektedir. 14 Mayıs 1948 günü İsrail bağımsızlığını ilan etmiştir. Bağımsızlığı ilan ederken David Ben-GURİON şu sözlerle halkına hitap etmiştir "İsrail ülkesinde Yahudiler yetiştiler. Bu yetişmeden İsrail ülkesi ruhsal, dinsel ve politik özeliklerini kazandı…Bu sebeple şu an itibarı ile, İsrail topraklarında bir Yahudi devletinin, İsrail devletinin kurulduğunu ilan ederiz". Bu ilandan kısa süre sonra binlerce insan Rothschild Bulvarındaki müze civarında sevinç gösterileri yapmak üzere toplanmıştır. 15 Mayıs 1948, bu kez İsrail parlamentosunda yine David Ben-GURİON "Dün İsrail'de sıradışı bir şey oldu " cümlesiyle başlayan uzun bir konuşma yaptı.
İsrail'in bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte zaten var olan Arap-Yahudi çatışması daha da alevlendi. Bu sıralarda Harel Tugayı isimli yeni bir birlik teşkil edilmişti. Birlik Kudüs'e İsrail'in bağlantısını sağlayacak bir koridor açmayı amaçlıyordu. Bu tugayın komutanlığını daha sonra başbakanlığa yükselecek olan Yitzhak RABİN yapmaktaydı.
İsrail kendisini çevreleyen Arap ülkeleri ile savaşırken bu arada sürekli Yahudi göçü almaya devam etti. Devlet bir yandan da yeni gelen bu insanların hayatta kalabilmesi ve ülkenin sistemine adapte olabilmesi için destek sağlamaya çalıştı. Yahudiler dünyanın dört bir köşesine dağılmış olduğundan gelen göçmenler tamamiyle birbirinden farklıydı. Bu durum devlet için üstesinden gelinmesi oldukça zor bir problem teşkil ediyordu. Herkes kendi yaşam ve düşünce sisteminin yeni kurulan İsrail devletine egemen olmasını istiyordu. Bir yandan Avrupa ve Amerika'dan göçmüş kültürlü ve varlıklı Yahudiler, diğer taraftan komünist ülkelerden gelmiş aydın ve komünist Yahudiler, Kuzey Afrika'dan, Orta Doğu ülkelerinden ve Asya'nın uzak yerlerinden gelmiş göreceli olarak daha az kültürlü Yahudiler... Tüm bu insanların bir arada yaşaması gerekiyordu ve şartlar özellikle ilk zamanlarda çok ağırdı. Herkes göreceli olarak daha iyi durumda olan sahil kesimlere yerleşmeyi planlıyordu. Ama bu mümkün değildi. Devlet tüm toprakların savunulması ve Arap azınlık yanında çoğunluğun elde edilmesi için istemeseler de yeni göçmenleri değişik yerlere gönderdi. Bu arada Araplarla çatışmalar hiç dinmedi. 1956 yılında Mısır ile Sina Yarımadasında Dört Gün Savaşı yaşandı ve kazanıldı. Benzer durum 1967'de bu kez Altı Gün Savaşı ismiyle tekrar yaşandı ve İsrail bu savaştan da galip ayrıldı. 7 Haziran 1967 tarihinde Yahudi askerleri yaklaşık 2000 yıl aradan sonra Kudüs'e galip bir ordunun mensubu olarak girdiler. Bu İsrail tarihindeki en önemli olaylardan biriydi. Savaşlar ve çatışmalar Filistinli Arapların hayatını sürekli zorlaştırdı. İsrail devamlı olarak büyürken Arapların büyük bölümü canlarını kurtarıp mülteci kamplarına sığınmak zorunda kaldılar.
Diğer taraftan İsrail'in değişik alanlardaki faaliyetleri de devam etti. 1977 yılında Maccabi Tel Aviv takımı Avrupa basketbol şampiyonu oldu. Bu olay İsraillilerin kendilerine olan güveninin artmasını sağladı. Hatta bir oyuncu maçtan sonra "Artık haritadayız" yorumunu yaparak bir ülke karakteri kazanmanın kendileri için ne kadar önemli olduğunu ifade etti.
Özellikle Yitzyak RABİN döneminde Araplarla barış planları yapıldıysa da bu mümkün olmadı. Rabin aşırı sağcı bir Yahudi tarafından suikast sonucu öldürüldü ve İsrail 50nci yılını da kan ve savaş dolu bir ortamda geçirdi.

Labels:

ABD’nin Kürt Kartı -Turan YAVUZ

KİTABIN ÖZETİ :

A. BİRİNCİ BÖLÜM : ABD başkanı George Bush’un körfez krizi başladığında kürt kartını nasıl kullanmaya çalıştığını anlatmakla başlıyor. Kürtlerin kaderi Bush’un yazlık evi Kenneburnkport’taki bir balık avında Körfez Savaşı başlamadan 6 ay önce tayin edilmişti.

B. İKİNCİ BÖLÜM : Bu bölümde geçmiş anlatılmaktadır. 1946 yılında İran’da kurulan ve kısa ömürlü olan Kürdistan cumhuriyetinden itibaren 1970’lerin başına kadar bölgedeki güçlerin ve ABD’nin soruna nasıl baktıkları anlatılmaktadır.

C. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : Bu bölümde ABD’nin siyasi ve kirli işler tarihine, ünlü “Pike Raporu” olarak geçmiş olan ve 1970’li yıllarda ABD’nin İran ile birlikte, Kürtlere karşı oynadığı oyunları ele alıyor.

D. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM : Bu bölümde; 1970’lerin sonunu konu ediyor. Bu bölüm Molla Mustafa Barzani’nin ABD’de kaldığı yıllarda, ABD Başkanı Jimmy Carter’e yazdığı mektupları göz önüne seriyor. Bu arada 1979 yılında “Devrimci Muhafızlar” adıyla Tahran’daki ABD Büyük Elçiliğini ele geçiren öğrencilerin, büyükelçilik kasalarında bularak yayınladıkları CİA kriptoları ve kürtlerle ilgili bir CİA raporuna da bu bölümde yer verilmiştir.

E. BEŞİNCİ BÖLÜM : İran ile Irak arasında 1980 yılında patlak veren savaş ile başlıyor ve 1980’li yıllarda kürtlerin bu çatışmada ve bölgede oynadıkları role değiniyor.

F. ALTINCI VE YEDİNCİ BÖLÜM : Bu iki bölümde kürtlerin, ABD körfez senaryolarında nasıl yer aldıklarına değiniliyor. Başkan Bush yaptığı bir konuşmada Irak halkını Saddam’a karşı ayaklanmaya çağırmıştır. Ayaklanma çağrısını yanlış gruplar değerlendirmişlerdir.

G. SEKİZİNCİ BÖLÜM : Bu Bölümde, Kürt mülteci krizi ile birlikte Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL İle George Bush arasındaki dostluk, kürtlerin geleceklerini nasıl etkiledi? Özal devreye girmeseydi bugün İncirlik’teki Çekiç Güç olur muydu? Daha da önemlisi, başkan Bush’un Kürtlere yaklaşımı nasıldı? Sorularına cevap aramaktadır.

H. DOKUZUNCU BÖLÜM : Amerikan yönetiminin 1992 yılındaki Kürt yaklaşımını anlatıyor. Ayrıca, George Bush’un Kürtlere yönelik politikasında önemli bir rol oynayan iki önemli raporda ayrıntılarıyla ele alınıyor.

I. ONUNCU BÖLÜM : “şimdi ne olacak?” Başlığını taşıyor. 3 kasım 1992’de ABD’de başkanlık seçimleri yapıldı ve Amerikan halkı başkan Bush’u emekliye sevk etti. Şimdi Amerika Bill Clinton dönemine başlıyor. Yani 1968’liler iktidarda. Bu dönemde ABD-TÜRK ve ABD-KÜRT ilişkileri nasıl olacak? Yeni iktidarda kimler var? Gibi sorulara cevap veriyor.

SONUÇ OLARAK :

ABD Kuzey Irak’ta bir bağımsız Kürt devleti istiyor mu? Washington bölgede bir Kürt devleti kurulmasına gözmü yumuyor? Bu sorular uzun bir süredir tartışılmakta, kimine göre dünyanın şu sıralardaki tek süper gücü gözetiminde Kuzey Irak’ta bir kürt devleti kurulmaktadır, kimine görede ABD’nin buna ne gücü vardır, nede eğilimi. İşin enteresan tarafı tüm bu sorulara cevap net bir şekilde hayır değildir.

2 nci dünya savaşından bu yana ABD Ortadoğu bölgesinde Kürtler ile uzun bir süre flört etmiştir. Bu yakınlık 1975 yılında CİA’nın İran ile birlikte Irak’taki Kürt gruplarını silahlandırdığı yıllarda doruk noktasına çıkmıştır. Ancak daha sonra Henry Kissinger’in Molla Mustafa Barzani’yi Saddam Hüseyin’e karşı yapayalnız bırakması, Washington’un Kürtleri sadece bir “kart” olarak kullandığını ortaya çıkarmıştır. Bir başka deyişle ABD için Kürtler satranç tahtasında nereye, nasıl gideceği önceden hesaplanmış piyonlardan başka birşey değildir.

ABD geçen yılki körfez krizine kadar Kürtlere yönelik satranç stratejisini sürdürdü. Aynı dönemlerde Cumhurbaşkanı Turgut Özal’da Kürt sorunu konusunda adeta tavla oynarmışcasına davranıyordu. Yani zarı atıp gelen sayıya göre hareket ediyordu.

Savaştan sonra ise roller değişti. Türkiye izlediği politika ile Kürt sorunu ile daha fazla aşır neşir oldu. Kendisine bir strateji saptamaya başladı. Sözkonusu strateji henüz tamamlanmamış olsa bile, Türkiye artık geleceğe yönelik planlar yapmaya başladı. Kısacası tavla yerini satranca bıraktı.

Aynı sıralarda ise Washinton’da tavla satrancın yerini alıyordu. Soğuk savaşın sona ermesi ve körfez krizi ile birlikte gelen belirsizlikler ABD’nin ortadoğunun kaygan kumlarında bir strateji saptamasını engellemektedir.

Bugüne kadar Washington’un kesin çizgiler ile saptanmış bir Kürt politikası bulunmuyor. Ancak, geçen yıl Kuzey Irak’ta yapılan Kürt seçimleri, kurulan parlemento, atanan bir başbakan ve bunun sonucunda bir araya getirilen bir ordu Washington’dan gelecek “yeşil ışığı” beklemeye koyuldu. Yeşil ışığın ne zaman yakılacağı da ABD’nin 42 nci başkanı seçilen Bill CLİNTON iktidarının önümüzdeki dönemde yapacağı çıkar saptamalarına bağlı olacaktır.

SONUÇ :

A. KİTABIN ANA FİKRİ :

ABD’nin Kürt politikasındaki amacı şimdilik, Saddam’dan kurtulma çabalarına hizmet etmektedir. Ancak K.Irak’ta kurulan parlemento, oluşturulan bir ordu, yani belki bağımsız bir Kürt devleti, Washington’dan gelecek yeşil ışığı beklemektedir.

B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER : Yoktur.

C. KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :

Eser ABD’nin birçok insan tarafından bilinmeyen yakın geçmiş zaman ve orta vade politikalarını belgeleriyle birlikte ortaya koyması dolayısıyla okunması gereken faydalı bir eserdir.

Labels:

ACIMAK-Reşat NURİ GÜNTEKİN

1)KİTABIN KONUSU:

Küçük yaşta gördüğü kötü muamelelerden dolayı acıma duygusu olmayan bir öğretmeni anlatıyor.


2)KİTABIN ÖZETİ:

Zehra adında bir öğretmen çok acımasız bir karaktere sahipti.Öğrencilerine her zaman kötü davranıyordu. Bir gün babasının öldüğünü duydu.Babasının evine gitti.Fakat hiçbir şekilde üzülmüyordu. Babasını yanına gitmeden başka bir odaya geçti. Odada bulunan sandıktan babasının hatıra defterini buldu.Bu hatıra defterini okudukça babasına haksızlık ettiğini anlamaya başladı.Acıma duygusu olmayan Zehra öğretmen babasının geçmişte bulunduğu duruma acımaya başlamıştı. Annesinin babasına karşı haksızlık yaptığını anladı.Büyük bir üzüntüyle odadan çıkarak babasının bulunduğu odaya gider. Ve onun yüzüne örtülü olan çarşafı kaldırarak onu öper. Daha sonra Zehra öğretmen okuluna geri döner ve bir süre sonra orada evlenir.


3)KİTABIN ANA FİKRİ:

Geçmişte yaşanan acı olaylar insan yaşamının diğer bölümlerinde sürekli etkili olur.

4) KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN ÖZELLİKLERİ:

Zehra Hanım : Acımak nedir bilmeyen dik başlı, çatık kaşlı, asabi bir insandır.
Tevfik Bey : Zehra Hanım için elinden gelen herşeyi yapmak isteyen fedakar ve iyi bir insandır.
Mürşit Efendi : Zehra Hanım’ın babası. İyiliklerden yana ve fedakâr bir insandır.
Müşerref : Mürşit Efendi’nin karısı. Oldukça bencil ve para düşkünüdür.
Feriha : Mürşit Efendi’nin kızıdır.Veremden öldü.
Kayınvalide : Aşırı tutkuları olan ve bencil bir yaratılışa sahiptir.

5) KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Kitap klasik bir Türk romanıdır; fakat bu romanda anlatılan olay oldukça akıcı ve gerçekçi dille anlatılmıştır. Dili sadedir, anlaşılması kolaydır ve tasvirler çok yerinde kullanılmıştır.

6) KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:

Reşat Nuri GÜNTEKİN;
25 Kasım 1889 tarihinde İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirdi(1912). Bursa’da başladığı (1913) öğretmenlik hayatına çeşitli okulllarda devam etti. Mili Eğitim müfettişi (1931), Çanakkale milletvekili (1933-43), Pais Kültür Ataşesi ve emekli (1954) oldu, kanser tedavisi için gittiği Londra’da öldü. İstanbul’da Karacaahmet mezarlığına gömüldü. Çalıkuşu, Yaprak dökümü, Dudaktan Kalbe ve Kavak Yelleri adlı eserleri bulunmaktadır.


Labels: